1 Aralık 2013 Pazar

Lush Rock Star ve Herbalism

Yeni yıl alışverişlerim için kendimi Cevahirde bulduğum bir cumartesi... Lush mağazasına uğramadan geçmek olmazdı Yeni yıl için yine çok güzel paketler ve ürünler çıkarmışlar. Önceki yazımda bazı ürünleri hakkındaki değerlendirmelerimden bahsederken Rock Starı yazmadğımı farkettim ve  bu yazıyı onun için hazırlıyorum.


Rock Star
Şeker gibi kokan, kendinizi kullanırken rock yıldızı hissetmenizi sağlayan, vanilyalı bir sabun Rock  Bu tatlı vanilya kokusunun yanı sıra . Nem verici, yumuşatıcı hindistan cevizi, ciltteki nem kaybını önleyen bir tabaka görevi gören ve antioksidan bu sabun kokusu  vucudunuz da kalıcı olmasada banyoyu şeker gibi kaplıyor.

Herbalism

Resimde gördüğünüz yeşil ürün ise şu sıralar Siyah nokta ile uğraşan kuzenim için aldığım doğal bir peeling, Bu peeling, Yağlı, problemli ve hassas ciltler için etkili, İçeriğindeki öğütülmüş badem ve pirinç bulunan bu üründe, badem ve pirinç kese etkisi yaparak fazla yağı emiyor. Gül, papatyal hassasiyeti ve kızarıklıklara ölem alıyor. Peeling yeşil rengini veren ısırgan otu  ve biberiye detoks etkili Son olarak çuha çiçeği ciltte iz kalmasını önleyici ve kızarıklık alıcı ürün %100 doğal içerikli olduğu için raf ömrü 3 aygibi bir süre ürünü LUSH ın diğer maskeleri gibi buzdolabında saklamak gerekiyor.
Sevgiler

23 Kasım 2013 Cumartesi

Oyun Atölyesinde "Nehir"

Merhaba,
Bu haftasonu çok sevdiğim arkadaşım Nurla birlikte bir tiyatro gösterisindeydik uzun zaman oluyor ki özel tiyatroya gitmeyeli hem fiyatı hemde kaliteli dekoru ve oyuncu kadrosuyla devlet tiyatroları her zaman cazip gelmiş ve tercih etmişimdir. Nur'un daveti üzerinde haftasonu bu oyundaydım.
İşte sizlere oyunla ilgili notlarımdan kısa bir derleme... 
Haluk Bilginer'in yönetiminde Oyun Atölyesi, genç kuşak İngiliz Oyun Yazarı Jez Butterworth'un Yazarın oyunu Nehir oyun broşüründe yazdığına göre 2012 yılında İngiltere'de The Royal Court Theatre'da sahnelenmiş.

Yazar, Nehir'de kadın-erkek ilişkilerine günümüzde gerçek ama kabullenmek istemediğimiz yanını seyirciye sunuyor erkeğin farklı kadınlarla aynı zamanlarda yaşanan ilişkilerin farksızlığı/aynılığı üzerine güncel gerçeği yorumluyor. Yazar, erkek doğasının bencil, doyumsuz, sıradan hallerini çarpıcı bir durumla karşımıza getiriyor.
Bir balıkçı kulübesinde geçen oyunda çocukluğundan beri balık tutarak yaşayan Adam (Haluk Bilginer) kadınlarla ilişkisine onlara balık tutmayı öğreterek başlar. Sonrasında aşk, şarap, şiir, ev işleri, yemek, konularında konuşmalar sıradanlaşan ilişkiler.
Balıkçının hayatına çeşitli zamanlarda farklı kadınlar girmiş ve hepsiyle de aynı başlangıç ve aynı sonucu yaşamış ve yaşamaktadır. Çünkü yaşananlar hep benzerdir.
Oyundaki kadınları Ayça Bingöl ve Canan Ergüder yorumluyor.Nehir'in yönetmenliğini Haluk Bilginer üstleniyor.
Gerçekçi bir dekor tasarımıyla sahnelenen oyunda zaman ve mekan uyumu oyunu farklı ve kaliteli kılıyor oyuncular oyun içinde pişirdikleri balığı afiyetle yemeleri tiyatro oyunu içinde böyle bir gerçekçilik oyunu farklı ve özel kılıyor.
Oyunda Ayça Bingöl, Canan Ergüder ve Haluk Bilginer öyküyü, net ve anlaşılır aktarıyor Üç oyuncuda abartılı olmayan bir gerçekçilik içinde oyunu sergilediler.
Bu güzel oyun, Oyun Atölyesi'nin Moda'daki sahnesinde izlenebilir.Öğrenci/Öğretmen Bilet fiyatı 40TL Yetişkin 50TL

21 Kasım 2013 Perşembe

HERKESİN BİLDİĞİ SIRLAR

Sence bizde aşağılık kompleksi var mıdır?” diye sorar kadın kocasına, kocası ise “hayır, biz zaten aşağılığız” diye yanıtlar onu

“Herkesin Bildiği Sırlar”  Hikâye  bir kadın ve kocası arasında geçmekte.Oyunda Kadın ve adam, evliliklerini tartışırlarken aslında onların kendileriyle olan hesaplaşmalarına tanık oluyoruz.İroni taşıyan sözler, cevapsız kalan sorular (özellikle aldatmayla ilgili), kahkahalar, bağırışlar ağlamalar sinir krizleri…  Oyunda o kadar çok duygu içiçe geçiyor ki tam bir histeri krizi...Oyun kadın ve erkek ilişkileri üzerine soru sordurup, düşünmeye itiyor.  ilk perdede gayet eğlenceliyken, ikinci perdede hesap kitap yapıldığı için güldürmeyip insanı derin düşüncelere itiyor. ilk perdede sahnede enerji tavan yaparken, ikinci perde bu enerji ve duygusala dönüşüyor. . izlerken seyirciler arasında "bak, aynı sen" moduna giren çiftlerin, birbirinin kollarını dürtüklediğini de  görüyorsunuz. 
 Oyuncularının perfonmasına gelirsek; Öncelikle  Ağırlık Esas Oğlan  Burak Şentürk'te cıvıklıktan gerilime pek çok duyguya başarılı geçiş sağlıyor. Burak şentürk'ü ayakta alkışladığımız oyun olduğunu belirtmek istiyorum. bence gerçekten izlenmeye değer bir performans çıkardı Kısaca oyun bildiğimiz, yaşadığımız, günümüz ilişkilerine ayna tutuyor. bunu da biraz acısızca yapıyor.
“Herkesin Bildiği Sırlar” devlet tiyatrolarında gördüğüm en iyi değil belki ama ruhuma en çok dokunan oyundu diyebiliriz ...

20 Kasım 2013 Çarşamba

KALBİ EGEDE KALAN HERKESE...


Bu yazı kalbi Ege de kalanlara...

Kalbi Ege de kalan Herkes bana göre; biraz İzmir'lidir, bunun için İzmir'de doğmak gerekmez.Hep düşünmüşümdür. Neden İzmir  bu kadar farklıdır diye? Aslında net bir sonuca varamamışımdır Fakat İzmir bana Hep Mustafa Kemal ATATÜRK ü anımsatır. Ona duyduğum özlemi Bu şehirde giderebilirim Çünkü İzmir herzaman ATATÜRK aşığı bir şehir olmuştur. Vebu duygunun çıkış noktası  orada bulunan insanlarla ortak bir paydam olduğumu düşünerek aidiyet hissettirmiştir bana...
İzmir  İşgal edildiğinde kurtuluş savaşı başlayan, işgal bittiğinde o ulusun kurtuluş savaşının da bittiği dünyadaki tek şehirdir. İzmirde ki Bu çoşkuyu 30 Ağustos Zafer Bayramını İzmirde kutladığım gün daha iyi anladım. İşte o gün,  o zihniyetin içinde Evet İzmirli olmak için İzmirde doğmak gerekmez dedim.
İzmir Mustafa Kemal devrimlerinin ta kendisidir. Eğer siz hayata Mustafa Kemal penceresinden bakıyorsanız, nerede doğmuş olursanız olun, İzmir'lisinizdir.
Beni görmek demek, mutlaka yüzümü görmek demek değildir; benim fikirlerimi, benim duygularımı anlıyorsanız ve hissediyorsanız, bu yeterlidir.”
                                                                                  M.KemalATATÜRK


11 Kasım 2013 Pazartesi

Anish Kapoor Sanal Ortamda

Burda bahsettigim Anish Kapoor sergisi British Council, Sakıp Sabancı Müzesi işbirliğiyle Anish Kapoor eserlerini sanal ortama taşıdı.Sakıp Sabancı Müzesi'ne ziyaret şansı olmayan sanatseverlere Anish Kapoor'un eserlerini görme fırsatı yaratan 360 derece panoramik fotoğraflar ve sanatçının anlatımıyla hazırlanan videolarla seçkiyi Sanatseverlerin ayağına taşıyor. İstanbul dışında yaşayan seçkiyi görmeye fırsatı olamayanlara ya da sergi ziyareti Eserler hakkında öncesi fikir edinmek isteyenler için çok güzel bir fırsat..Anish Kapoor İstanbul 'da" sergisi "www.360tr.com/britishcouncilturkey" adresinde sanal olarak gezilebilir Müzenin bahçesinde yer alan Gök Ayna adlı eserle başlayan sanal turda, sanatçı Anish Kapoor ve Norman Rosenthal'ın görüşlerinin yer aldığı eserlerle ilgili 6 video ilgili link üzerinden izlenebilir


4 Kasım 2013 Pazartesi

Borusan Filarmoni Orkestrası

2 Kasım itibariyle İş Sanat, Sanat severlere kapılarını açtı, Kasım Borusan Açılış konserinde Özgür Aydın Piyona Konçertosu eşliğinde birinci perdede, J. Brahms Piyano Konçertosu No. 1, Op. 15, Re minör İkinci Perdede de H. Berlioz Fantastik Senfoni, Op. 14 keyifli bir muzik akşamıydı. Özgür Aydına Sascha Goetzelyönetimindeki Borusan Istanbul Filarmoni Orkestrası eslik etti. İş Sanat etkinlikleri tam sürat Devam ediyor..

1 Kasım 2013 Cuma

FaceDermo Kış Hazırlığı

Malum kış geldi meyve sevmeyen ve beslenme düzenine tam anlamıyla dikkat edemeyen biri  olduğumdan gıda takviyesi kaçınılmaz oluyor.
Uzun zamandır almak istediğim Pharmatonu ve daha önce severek kullandığım ödem ve cilde türlü faydası olan ananas enzimi Bromelain i FaceDermo dan 3 gün önce sipariş ettim kar kış olmasına rağmen 3 gün içinde kargom elimde oldu bı yüzden FaceDermoyu tebrik ediyorum kargo ücreti de 100 tl üzeri ücretsiz altına 5,75 bence uygunda Pharmatonu da % 33 indirimle aldım ayrıca gönderdikleri numunelerde keyifli bir alışveriş deneyimi kazandırmış oldular karşılaştırmam gerekirse daha önce alışveriş yaptığım online eczane sitesi, eczanemizde.com 8 günde kargomu ulaştırdı ne bir özür ne de küçük bit jest yaptı bu yüzden mutlu bir deneyim elde etmedim bir daha sipariş verirmiyim çok zor



Cup Cake Yapımı

Merhaba Herkese 
Bugün sizler için Bir CupCake  tarifi paylaşacağım
Hem hayal gücünüzü hemde lezzet dünyanıza aynı anda yaptığı katkılarından dolayı Cupcake süslemek ve yapmak en sevdiğim işlerden biri 
Süslemeside tamamen sizin hayal gücünüze kalmış
Malzemeler:
* 1 adet yumurta
* 1 su bardağı toz şeker
* 1 paket vanilin
* 30 gr kakao
* 50 gr tereyağı
* 1 su bardağı un
* 1 su bardağı süt
* 1 çay kaşığı karbonat
Hazırlanışı:
Tereyağı, vanilin ve şekeri mikserle krema haline gelene kadar hızla çırpın. Kakao, süt ve unu ilave ettikten sonra  Başka bir kasede yumurtayı çırpın ve kek karışımına ekleyin. Cupcake kalıplarınıza karışımı bölüştürün. Daha önceden ısıtılmış fırında 180 derecede 20 dk pişirin. soğuduktan sonra...
Cupcake'leriniz hazır... Üzeri için süsleme yaparken hayal gücünüzü kullanabilirsiniz. Ben Şeker Hamurlu süselemelerle bezendirdim sonrada yemeğe kıyamadım
Afiyet olsun :)



24 Ekim 2013 Perşembe

Son Tango-Devlet Tiyatrosu


Herkese Merhaba yine bir tiyatro etkinliğinden değerlendirme ile karşınızdayım. 
Bu sefer ki oyun hakkında çok olumlu şeyler söylemesem de gitmeden önce fikir edinmeniz için faydalı olabilecek bir kaç cümle...

2013-2014 sezonunda yerli yeni oyunların ağırlıkta olduğu bir dönemde Devlet Tiyatrolarında Son Tango oyunu  konusunu:  dans ve aşkın  gösterimi olması  ilgimi çekmeyi başardı .
Bende oyunu izledikten sonra bir kaç cümle yazmak için buradayım.
Oyunda Dekor iyi, kostüm iyi, oyuncular yerli yerinde, danslar ortaca, şarkılar da Tango beğenisi düzeyinde  ancak Replikler ve metin klişe...
Oyun  Arjantin'de geçmesi ve sadece tango kokması itibariyle ilk izlenimde farklı gelse de İçerikte Fakir kızın, fakir sevgilisi ve zengin talip arasında gidip gelmesi,  Zengin diye evlendiği kocanın sonunda kötü yola düşürmesi  falan bilindik şeyler bu yüzden çok da şaşırtıcı bir metine sahip değil. İçerikte ki replikler belki biraz orjinallik içerse bu kadar sıkıcı gelmezdi belki de repliklerin çok bilindik cümleler kilişeler üzerine kurulu olması beni fazlasıyla sıktı.
Gitmeyin diyemem Çünkü  oyun sırasında canlı çalınan akordeon, kontrbas ve piyano triosunu dinleseniz bile yeter.

10 Ekim 2013 Perşembe

Çember

Modernite o kadar çok şey alıp götürdü ki insanlığımızdan, artık çok şeyi yarım yaşıyoruz. Özelliklede insan ilişkilerinde...
Modern zamanlarda insanların yanlızlığa alışkanlığını, sevemeyişi , sevdiğini kabullenemeyişi sevgi açlığını cinsellik ile gidermeye çalıştığı , tüm insanlara karşı istemeden de olsa sert ve ön yargılı olduğu, oturmuş bir düzeni bozacak hiçbir unsuru kabullenmediği, kaybettiklerinin anlamını çok geç fark ettiği ve Kaybettikten sonra daha çok sevdiği  bunlar hiç uzak gelmiyor değil mi size de???
İnsanlar vardır umutlar hayaller gençlik inanç vardır enerji ve güç vardır başlarda, azimle bakan gözler vardır gencecik.. daha başındayız, nasılsa yaparız vardır...
Zaman geçer.. devran döner.. olmaz işte bişeyler.. kafalar başka yerde, bedenler başka yerdedir..
Köşesi olmayan, neresine gidilirse gidilsin, içinde olmaktan öteye gidilemeyen içiçe çemberler vardır.. 
Birbirinin içinde döne döne.. 
Kaç çemberin içindeyizdir kimbilir, kaçı birbirine teğet bilmeyiz zaten..
Yazılmış sözlerle sanki ilk defa yazmışçasına anlattım...
Ya dişindasindir cemberin
Ya da icinde yer alacaksin
Kendin icindeyken
Kafan disindaysa
Çaresi yok kardesim, her aksam boyle icip kederlenip
Mutsuz olacaksin


7 Ekim 2013 Pazartesi

Modern Zamanlar

Charlie Chaplin, Modern Zamanlar’da fordist sisteme bağlanarak akıl sağlığını yitiren bir işçinin halini anlatırken yıllar 1930’u gösteriyordu. yıllarda modernitenin etkisinde insanlık  akla ve bilme göre şekillenirken, insanlar da o makinenin dişlilerinden biri olarak kabul edildi. 1929 Ekonomik Buhrani sonrası 1932 yılına gelindiğinde  "Laissez faire" (Bırakınız yapsınlar) sloganıyla bildiklerinin tam tersini yapan insan üç sene sonra bununda işlemediğini görünce Çözümsüz kalmıştı...
Devirdiğimiz yüz yılın sonunda  Dünya üzerinde pek çok şey değişti ancak İnsanı insan olmaktan çıkartıp bir makine dişlisi haline getiren kapitalizmin çirkin yüzü hiç değişmedi.
Bu düzen her geçen gün  insanı biraz daha köşeye sıkıştırıp,  onu kendisi olmaktan uzaklaştırdı.
Öyle bir Çağ ki bu Çağ, insana seçme şansı vermeksizin Bir çemberin içinde dönüp duruyorsun. ilmek ilmek işlenmiş bu hayatı yaşamaya mecbursun, üstelik ne çemberi kırarak dışarı çıkabilmek mümkün ne de yeni bir şeyler ortaya koyabilmen Çünkü Düşündüğün herşey daha önceden düşünülmüş, varlığına inandığınız pek çok doğrunun yanlışlığı ispatlanmış




4 Ekim 2013 Cuma

İş Sanat Etkinlikleri Başladı....

Her sene dünyaca ünlü sanatçılara ev sahipliği yapan İş Sanat etkinlik takvimini açıkladı ve biletler BİLETİX üzerinden satışa sunuldu. Bu sene ki takvimde oldukça sevindirici AÇILIŞ KONSERİ 2 Kasım tarihinde virtüöz piyanistlerinden Özgür Aydın ile açıyor. Özgür Aydın'a Sascha Goetzel yönetimindeki Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası eşlik ediyor.
Birçok etkinliğe Ev sahipliği yapacak olan İş Sanatta beni en çok heycanlandıran Etkinliklerden diğeri ise 8 Ocak tarihinde dünyanın en ünlü oda orkestralarından Academy of St Martin in the Fields Sir Neville Marinner'den sonra müzik direktörlüğüne gelen ilk kişi olan Joshua Bell yönetiminde ki etkinliktir.
8 Mart Dünya Kadınlar Gününde Kendime bir hediye vererek Dramatik ifadeleri, incelikli hareketleriyle hissettiren  ABD’li dans topluluğu Limon Dance Company seçtim.
13 Mayıs Tarihinde de Kariyerine 2007'de Youtube'a koyduğu video ile başlangıç veren, klasik müziğin ilk  "Youtube starı" olan Valentina Lisitsa ile Klasik sezonunu kendimce kapatıyor olacağım
Etkinlik sonrası unutmazsam eğer yorumları paylaşırım:)

Anish Kapoor İstanbulda



Sakıp Sabancı Müzesi Herzaman kaliteli seçkilere ev sahipliği yapmıştır. 10 Eylül  tarihinde Anis Mapoor seçkileri Emirganda ki Muhteşem müzede sergilenmeye başladı.

Sergi, sanatçının mermer, kaymaktaşı gibi malzemelerle yapılan, çoğu daha önce sergilenmemiş taş eserlerine odaklanan ilk sergi olma özelliğini taşıyor. Gök Ayna ve Sarı seçkinin ünlü eserlerinden SSM  görebilirsiniz.
 Modern Heykel sanatının farklı yorumcularından Anish Kapoor'un dünyasının içine girdim. Düş dünyasına uzanıp Sanatçının ruhunda bütünleştiğiniz eserler oldukça sınırlıdır. Anish Kapoor un eserlerinde bunu derinden yaşıyorsunuz.

Psikoloji üzerinde de büyük tesirli bu eserler, eserin önünü geçtiğin anda ruhunla bedenini vakumlanmışçasına içine çekiyor. Seçkide Kaymak taşı üzerinde cam varmışçasına getirilen derinlikler ve geometrinin eşsiz uyumuna tanık oluyorsunuz.

Benden Şimdilik bu kadar 10 Ocak a kadar SSM sergilenmeye devam edecek Modern Sanatın eşsiz Temsilcisi Anish Kapoor görülmeye değer...






20 Temmuz 2013 Cumartesi

Lourent Gounelle / Tanrı Daima Tebdili Kıyafet Gezer

Merhaba,
Haftasonları ailemin yanına Marmara Adasındaki yazlığa kaçıyorum. Haftasonu da olsa 2 gün yazlıkçı kafası olarak günlerimi geçirirken,kah deniz otobüsünde, kah kumsalda güneşin altında okuduğum ve en son Yıldız parkına gidip bitirdiğim bir kitabı paylaşacağım sizlerle...
Lourent Gounelle'in Tanrı Daima Tebdili Kıyafet Gezeri o kadar çok duydum ve her yerde o kadar çok övülüyor ki merak ettim yinede ve uzun bir süre, popüler kitaplara duyduğum önyargıyla kitabı okumakta direndim kitabı okuduktan sonra haksızlık ettiğimi anladım.
Bu kitap kendi klasmanında "başarılı" sıfatını hakkıyla taşıyor. Kitap roman görünümlü bir kişisel gelişim kitabı. İş ve özel hayatında başarısız ve bir adamın hayatındaki  olumlu değişimi anlatıyor. Kişisel gelişim kitapları gibi şunu şöyle yapın gibi tavsiye safsatalarında da bulunmuyor. Ayrıntı vermek isterdim ama eğer okumak isterseniz heycanınızı kaçırmış olurum. Ben kitabı  Tavsiye ediyorum okuyunuz :)
En kısa zamanda görüşmek üzere,  sevgiler,

1 Şubat 2013 Cuma

İstanbul'da Yarım Ada olmak...

Göç alan şehirler ekseriyetle kendisine benzetir. Ancak, İzmire giden, İzmirli olurken İstanbula gelen hiç birzaman istanbullu olmamıştır. İstanbullu olamadığı gibi de bu medeniyetten çalmış eksiltmiştir.
Tarihi yarım adayı gezdikçe içim acıyor. Özellikle de UNESCO tarafından kültür mirası listesine giren Zeyrek semtinde etrafı demir korunakla çevrilmiş ya yıkılmasını ya  da yanmasını beklediğimiz o binalar. Hepsi binlerce yıllık tarihe şahitler ancak ne yazak ki hak ettikleri itibarı görememekteler.  Çoğu bina bina kimsesizliğe mahkum edilmiş ya da İstanbul dışından gelen alt gelir düzeyindeki insanlara kiraya verilip bakımsızlıktan acı sonları hızlanmış. Ne zaman bunlar için birşey yapmaya başlayacağız bilmiyorum. Fakat her geçtiğimde içim burkuluyor.
Cumbalı ev görmek mucize gibi birşey oldu. Balat zeyrek gibi bin yıllık tarihe ev sahipliği yapmış yarım arada, aldığı göçle tahribatı hızlanırken bu semtlerin eski yerlileri her gün içi acıyarak yaşanmaz hale gelen bu semtleri terk etmek zorunda kalıyorlar. Oysa ki nice yarım ada yerlisi İstanbullu olmanın gerçek ruhunu taşıyan İstanbullu.... Fotograf severler orjinal kareleri yakalamak için çıktığı istanbulda tarihi yarım ada gezilerin ellerinde kalan fotograflara bakarak,  İstanbulun tarihi geçmisine tanık olmaz umarım çocuklarımız.
Eski istanbul ailesine mensup biri olarak bu yarım ada da aile büyüklerim burada yaşıyor ve her  itfayenin acı sesiyle yüreğimiz hop oturup hop kalkıyor.Tarihi yarım adada yaşayan kişilerin çoğunluğu göçle yerleşmiş ve yitip giden tarihe tanık değiller. Acımasızca kel ve solgun bakımsız kalıyor bu binalar... İstanbulun en eski yerleşim birimi olan Vefadan toprağıyla toplanmaya başladı nice cumbalı ev...
Akibetleri ne oldu bilmiyorum bildiğim şu ki Taşradan gelen çoğu bekarın pansiyon gibi bu semtte ikamet ettiği ve yaşan tarihi hissedemediğidir.
İstanbulun ruhunu yaşamak istiyorsanız, Fatihin arka sokaklarını mutlaka gezin....